Panik atak sırasında aniden başlayan yoğun korku, kalp çarpıntısı, nefes almakta zorlanma ve kontrolü kaybetme hissi, kişinin kendisini ciddi bir tehlike altında algılamasına neden olabilir. Panik atak gelince psikolog desteği almak, tekrarlayan atakların nedenlerini anlamak, kaygıyla baş etme becerilerini geliştirmek ve atak korkusunun günlük yaşamı sınırlandırmasını önlemek açısından yararlıdır. Ancak ilk kez ortaya çıkan veya alışılmışın dışında seyreden belirtilerin fiziksel bir sağlık sorunundan kaynaklanmadığının değerlendirilmesi gerekir. Psikolog desteği, acil tıbbi müdahalenin yerine geçmez. Belirtilerin niteliğine göre doğru sağlık uzmanına başvurmak, güvenli ve planlı bir destek sürecinin başlangıcını oluşturur.
Panik Atak Sırasında Yaşanan Belirtiler Nasıl Değerlendirilir?
Panik atak, yoğun korku veya rahatsızlık hissinin kısa sürede belirgin şekilde yükseldiği bir durumdur. Atak sırasında çarpıntı, terleme, titreme, göğüste sıkışma, baş dönmesi, mide bulantısı ve uyuşma gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Bazı kişiler çevresini gerçek dışı algıladığını veya bedeninin kontrolünü kaybettiğini düşünebilir. Bu deneyimler oldukça korkutucu olsa da panik atak belirtileri genellikle dakikalar içinde en yüksek düzeye ulaşır ve ardından azalmaya başlar.
Her yoğun kaygı deneyimi panik bozukluk anlamına gelmez. Panik bozukluk değerlendirmesinde tekrarlayan beklenmedik ataklar, yeni bir atak yaşama endişesi ve bu endişeye bağlı davranış değişiklikleri dikkate alınır. Örneğin kişi, daha önce çarpıntı yaşadığı bir alışveriş merkezine yeniden gitmekten kaçınabilir. Zaman içerisinde bu kaçınma davranışı sosyal ilişkileri, çalışma hayatını ve günlük sorumlulukları etkileyebilir.

Belirtilerin başka sağlık sorunlarıyla karışabilmesi nedeniyle değerlendirme sürecinde dikkatli davranılmalıdır. Özellikle yeni başlayan şiddetli göğüs ağrısı, bayılma, belirgin solunum güçlüğü veya farklı nörolojik belirtiler varsa durumun panik atak olduğu varsayılmamalı, acil tıbbi yardım alınmalıdır. Daha önce panik atak tanısı bulunması da yeni gelişen fiziksel belirtilerin otomatik olarak psikolojik kabul edilmesi için yeterli değildir.
Panik Atak Gelince Psikolog Nasıl Yardımcı Olur?
Psikologla yürütülen görüşmelerde öncelikle atağın hangi koşullarda ortaya çıktığı, kişinin belirtileri nasıl yorumladığı ve korku karşısında hangi davranışları geliştirdiği araştırılır. Görüşmeler sırasında yaşanan fiziksel duyumlar ile bu duyumlara yüklenen anlamlar arasındaki ilişki incelenebilir. Böylece kişinin kaygı döngüsünü tanıması ve belirtilere daha dengeli tepkiler vermesi hedeflenir.
Panik belirtilerinde sıklıkla kullanılan psikoterapi yaklaşımlarından biri bilişsel davranışçı terapidir. Bu yöntemde, bedensel duyumların felaketle sonuçlanacağına ilişkin düşünceler değerlendirilir. Örneğin kalp atışlarının hızlanmasını mutlaka kalp krizi olarak yorumlayan bir kişi, bu düşüncenin dayanaklarını ve alternatif açıklamaları terapötik süreçte ele alabilir.
Uygun görüldüğünde kontrollü maruz bırakma çalışmaları da uygulanabilir. Bu çalışmalar, kişinin korktuğu bedensel duyumlara veya kaçındığı ortamlara güvenli ve aşamalı biçimde yaklaşmasına yardımcı olmayı amaçlar. Uygulamalar kişinin sağlık durumu, ihtiyaçları ve terapi hedefleri doğrultusunda planlanmalıdır.
Psikolojik destek sürecinin amacı her türlü kaygı hissini tamamen ortadan kaldırmak değildir. Kişinin bedensel belirtileri daha doğru yorumlaması, kaçınma davranışlarını azaltması ve günlük yaşamındaki işlevselliğini geliştirmesi hedeflenir. Belirtilerin şiddetine bağlı olarak psikiyatri değerlendirmesi ve ilaç tedavisi de gündeme gelebilir.
Panik Atak Başladığında Hangi Adımlar Uygulanabilir?
Panik atak başladığında kişinin öncelikle bulunduğu ortamın güvenliğini değerlendirmesi ve belirtileri daha da artırabilecek davranışlardan uzak durması yararlı olabilir. Daha önce benzer ataklar yaşamış ve tıbbi değerlendirmeden geçmiş kişiler, kendilerine öğretilen baş etme tekniklerini kullanabilir. Bununla birlikte her yöntem herkeste aynı etkiyi oluşturmaz. Özellikle nefes egzersizlerinin zorlayıcı veya aşırı hızlı uygulanması baş dönmesini artırabileceğinden kişisel sınırlar dikkate alınmalıdır.
- Güvenli bir yerde oturarak bedeninizi destekleyin ve çevrenizdeki nesnelere dikkatinizi yöneltin.
- Nefesinizi zorlamadan, doğal ve rahat bir ritimde sürdürmeye çalışın.
- Belirtiler daha önce değerlendirilmiş panik ataklarınıza benziyorsa bunların geçici olabileceğini kendinize hatırlatın.
- Çevrenizde gördüğünüz nesneleri ve duyduğunuz sesleri tanımlayarak dikkatinizi bulunduğunuz ana yönlendirin.
- Yoğun baş dönmesi veya kontrol kaybı hissi yaşarken araç kullanmaktan kaçının.
- Daha önce yaşamadığınız ciddi fiziksel belirtiler ortaya çıkarsa acil tıbbi değerlendirme isteyin.
Psikolog Seçerken Hangi Uzmanlık Ve Terapi Yaklaşımı Araştırılmalıdır?
Panik atak gelince psikolog arayan kişilerin yalnızca randevu uygunluğuna göre karar vermemesi gerekir. Uzmanın eğitim geçmişi, panik belirtileri ve kaygı bozukluklarıyla çalışma deneyimi, kullandığı psikoterapi yöntemleri ve mesleki yetkinliği değerlendirilmelidir. Türkiye’de psikolojik danışmanlık ile klinik psikolojik değerlendirme ve psikoterapi hizmetlerinin yetki kapsamları farklı olabileceğinden uzmanın unvanı ve sunduğu hizmetin kapsamı açıkça öğrenilmelidir.
İlk görüşmede belirtilerin ne zamandır devam ettiği, atakların sıklığı, kullanılan ilaçlar, mevcut sağlık sorunları ve günlük yaşamda ortaya çıkan güçlükler konuşulabilir. Psikolog, bu bilgiler doğrultusunda bir değerlendirme yaparak uygun çalışma hedeflerini belirleyebilir. Gerektiğinde psikiyatri veya başka bir tıp uzmanına yönlendirme yapılması da değerlendirmenin parçasıdır.
Terapi sürecinin işleyişi hakkında bilgi almak, gerçekçi beklentiler oluşturmayı kolaylaştırır. Seans sıklığı, görüşmelerin yaklaşık süresi, kullanılan teknikler, ücretlendirme ve iptal koşulları başlangıçta açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca kişisel bilgilerin gizliliği ve kayıtların hangi koşullarda saklandığı konusunda bilgi verilmesi beklenir.
Online terapi, bulunduğu bölgede uygun uzmana ulaşmakta zorlanan veya ulaşım konusunda güçlük yaşayan kişiler için değerlendirilebilir. Ancak yoğun belirtiler, eşlik eden tıbbi sorunlar veya acil müdahale ihtimali söz konusuysa yüz yüze sağlık değerlendirmesi gerekebilir. Görüşme biçimi, kişinin klinik ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
Tekrarlayan Panik Ataklarda Ne Zaman Daha Kapsamlı Destek Alınmalıdır?
Tek bir panik atak yaşamak, mutlaka uzun süreli bir psikolojik sorun gelişeceği anlamına gelmez. Bununla birlikte atakların tekrarlaması, kişinin sürekli yeni bir atak beklemesi veya günlük davranışlarını bu korkuya göre düzenlemeye başlaması daha kapsamlı bir değerlendirme gerektirebilir. Özellikle toplu taşıma kullanamama, evden çıkmaktan kaçınma ya da iş ortamında yoğun kaygı yaşama gibi durumlar, işlevsellikte belirgin bir değişiklik olduğuna işaret edebilir.
Bazı kişiler atak sırasında hissettikleri bedensel değişikliklerden korktukları için spor yapmayı, merdiven çıkmayı veya kalabalık ortamlara girmeyi bırakabilir. Bu tür kısıtlamalar kısa vadede rahatlama sağlıyor gibi görünse de uzun vadede kaygının sürmesine katkıda bulunabilir. Psikolojik değerlendirme sırasında bu davranışların ne zaman başladığı ve kişinin yaşam alanını ne ölçüde daralttığı araştırılmalıdır.
Uyku sorunları, depresif belirtiler, yoğun stres veya alkol ve madde kullanımı gibi eşlik eden durumların bulunması da destek planını etkileyebilir. Böyle durumlarda psikolog ve psikiyatristin koordineli çalışması uygun görülebilir. Psikolog psikolojik değerlendirme ve yetkinliği kapsamındaki psikoterapi çalışmalarını yürütürken, psikiyatrist tıbbi değerlendirme yapabilir ve gerekli olduğunda ilaç tedavisini planlayabilir.
Panik atak gelince psikolog desteğine başvurmayı düşünen kişiler için belirleyici ölçüt, yaşanan korkunun sıklığından çok yaşam üzerindeki etkisidir. Atakların ne zaman ortaya çıktığını, ne kadar sürdüğünü, eşlik eden belirtileri ve kaçınılan durumları kısa notlarla kaydetmek ilk değerlendirmeyi kolaylaştırabilir. Ancak sürekli nabız kontrol etmek veya bedensel belirtileri tekrar tekrar izlemek, bazı kişilerde kaygıyı artırabilir. Bu nedenle kayıt tutma davranışı da ölçülü olmalıdır.
Uygun uzman seçimi, belirtileri yalnızca geçici olarak hafifletmeye odaklanan bir yaklaşım yerine, kaygı döngüsünü ve günlük yaşamı etkileyen davranışları değerlendiren bir çalışma planına dayanmalıdır. İlk görüşmeden itibaren kesin iyileşme garantisi veren, tıbbi değerlendirme ihtiyacını göz ardı eden veya kişinin sorularını yanıtlamayan yaklaşımlar dikkatle değerlendirilmelidir. Belirtilerin yaşam kalitesini sınırladığı durumlarda gecikmeden yetkin bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak, ihtiyaçlara uygun destek planının oluşturulmasını sağlayabilir.

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.