Sürekli kontrol etme eğilimi, kişinin rahatlamasını sağlamaz. Aksine kısa süreli bir rahatlama hissinin ardından aynı düşünceler yeniden ortaya çıkabilir. Böylece kişi, farkında olmadan tekrar eden bir döngünün içine girebilir. İşte bu nedenle Kontrol Etme İhtiyacı yalnızca bir alışkanlık olarak değerlendirilmemeli, altında yatan psikolojik süreçler de dikkate alınmalıdır.
Kontrol Etme Davranışı Neden Gelişir?
Kontrol etme davranışının birçok farklı nedeni bulunabilir. Yaşanan olumsuz deneyimler, çocukluk döneminde edinilen katı kurallar, yoğun sorumluluk hissi ya da sürekli eleştirilme gibi etkenler kişinin hata yapmaktan kaçınmasına neden olabilir. Zamanla “Eğer tekrar kontrol edersem yanlış yapmam.” düşüncesi güç kazanır.
Bazı kişiler için belirsizlik oldukça rahatsız edicidir. Netlik arayışı arttıkça kontrol davranışları da artabilir. Elektriğin kapalı olup olmadığını defalarca incelemek, gönderilen bir e-postayı tekrar tekrar okumak ya da evden çıkarken ocağı sürekli kontrol etmek bu davranışın günlük yaşamdaki örnekleri arasında bulunur.
Kontrol davranışı ilk bakışta güven verici gibi görünse de uzun vadede zihnin kaygısını besleyebilir. Çünkü kişi, rahatlayabilmek için sürekli kontrol etmeye ihtiyaç duyar hale gelir. Bu durum zaman içinde özgüveni de olumsuz etkileyebilir. Kişi kendi kararlarına güvenmekte zorlanabilir ve yaptığı her işte hata aramaya başlayabilir.
İlişkilerde de benzer durumlar görülebilir. Partnerin sürekli nerede olduğunu öğrenmeye çalışmak, verilen sözleri tekrar tekrar sorgulamak ya da çevredeki insanların davranışlarını ayrıntılı biçimde analiz etmek, kontrol ihtiyacının sosyal yaşama yansıyan örnekleri arasında yer alır. Güven duygusunun zayıflaması, ilişkilerde gerginlik oluşmasına neden olabilir.
Bu davranışların uzun süre devam etmesi, kişinin yaşam kalitesini düşürebilir. İş verimi azalabilir, karar verme süreci uzayabilir ve günlük sorumluluklar daha yorucu hale gelebilir. Böyle dönemlerde davranışın altında bulunan düşünce kalıplarının değerlendirilmesi önem taşır.

Kontrol Etme İhtiyacıyla Başa Çıkmak Mümkün Müdür?
Yoğun kontrol davranışlarının değişmesi mümkündür. İlk adım, bu davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını fark etmektir. Gün içinde hangi düşüncenin kişiyi kontrol etmeye yönelttiğinin anlaşılması önemli bir başlangıç sağlayabilir. Böylece kişi, davranışın otomatik şekilde geliştiğini daha net görebilir.
Belirsizliğe karşı tolerans geliştirmek de önemli bir beceridir. Hayatta tüm ihtimalleri önceden bilmek mümkün değildir. Bunu kabul edebilmek, zihinsel yükün azalmasına katkı sağlayabilir. Küçük adımlarla kontrol davranışını azaltmaya çalışmak, zaman içinde güven duygusunun güçlenmesine destek olabilir.
Yoğun kaygı yaşayan kişilerde düşünceleri sorgulama becerisinin geliştirilmesi de fayda sağlayabilir. “Gerçekten tekrar kontrol etmezsem kötü bir şey olur mu?” sorusunu kendine yöneltmek, otomatik düşüncelerin fark edilmesine yardımcı olabilir. Bu süreçte kişinin kendi duygu ve düşüncelerini daha yakından tanıması önem taşır.
Kontrol davranışı günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa, işlevselliği azaltıyorsa ya da ilişkilerde sorunlara neden oluyorsa bir psikologdan destek almak faydalı olabilir. Yapılan değerlendirmeler doğrultusunda kişinin düşünce yapısı, kaygı kaynakları ve davranış örüntüleri ele alınabilir. Böylece kontrol davranışının yaşam üzerindeki etkisi azaltılabilir.
Unutulmamalıdır ki güven duygusu sürekli kontrol ederek değil, belirsizlikle sağlıklı biçimde baş edebilmeyi öğrenerek gelişir. Kişi zaman içinde kendi kararlarına daha fazla güven duydukça, tekrar eden kontrol davranışlarının sıklığında da azalma görülebilir. Kontrol Etme İhtiyacı üzerinde çalışıldığında yaşamın farklı alanlarında daha dengeli bir ruh hali kazanmak mümkün olabilir. Bu nedenle Kontrol Etme İhtiyacı uzun süre devam ediyor ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemli bir adımdır.

Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.