Aileler ise çoğu durumda bunun geçici bir dönem mi olduğunu, yoksa profesyonel destek gerektirip gerektirmediğini anlamakta zorlanır. İşte burada en çok sorulan sorulardan biri şudur: çocuk psikoloğa ne zaman götürülmeli?
Her huzursuzluk, her ağlama nöbeti ya da her inatlaşma uzman desteği gerektirmez. Çocukluk dönemi gelişimsel geçişlerle doludur. Fakat bazı belirtiler vardır ki süreklilik gösterir, çocuğun günlük yaşamını etkiler, okul başarısını düşürür, arkadaş ilişkilerini bozar ya da aile içindeki dengeyi sarsar. Böyle durumlarda beklemek yerine durumu dikkatle değerlendirmek gerekir.

Önemli olan, çocuğun verdiği sinyalleri doğru okumaktır. Çünkü erken fark edilen duygusal güçlükler, daha kısa sürede toparlanma şansı sunar. Geciken destek ise küçük görünen bir sorunun büyümesine yol açabilir. Bu nedenle ailelerin “geçer” diyerek uzun süre ertelemesi yerine, davranışların sıklığına, şiddetine ve çocuğun yaşına uygun olup olmadığına bakması gerekir.
Hangi Belirtiler Uzman Desteğini Gerekli Kılar?
Çocuklar yaşadıkları stresi yetişkinler gibi anlatamaz. “Kaygılıyım”, “üzgünüm” ya da “kendimi değersiz hissediyorum” demek yerine bunu davranışlarıyla gösterir. Bu yüzden dikkat edilmesi gereken ilk alan, alışılmış tutumların belirgin biçimde değişmesidir.
Örneğin daha önce sosyal, konuşkan ve hareketli bir çocuk giderek içe kapanıyorsa; oyun oynamaktan uzaklaşıyorsa; arkadaşlarından kaçıyorsa; okulda sessizleşiyorsa bu durum ciddiye alınmalıdır. Bir başka çocuk ise sık öfke patlamaları, vurma, eşyaları fırlatma, kardeşe zarar verme, kurallara aşırı tepki gösterme gibi işaretlerle destek ihtiyacını belli edebilir.
Aşağıdaki durumlar dikkatle izlenmelidir:
- Uzun süren korkular, gece kaygıları, kâbuslar
- Alt ıslatma, parmak emme gibi daha küçük yaş davranışlarına dönüş
- Ders başarısında belirgin düşüş
- İştah artışı ya da iştahsızlık
- Sürekli karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı gibi tıbbi nedeni bulunamayan yakınmalar
- Ayrılık kaygısı nedeniyle okula gitmek istememe
- Takıntılı davranışlar, tekrar eden ritüeller
- Kendine güvensizlik, değersizlik söylemleri
- Akran ilişkilerinde ciddi zorlanma
- Yas, boşanma, taşınma, kardeş doğumu gibi olaylardan sonra toparlanamama
Burada kilit ölçüt, davranışın tek başına varlığı değildir. Süresi, yoğunluğu ve yaşamı ne kadar etkilediği daha belirleyicidir. Kısa süreli huzursuzluklar gelişim dönemlerinin doğal parçası olabilir. Fakat haftalar boyunca devam eden, giderek artan, çocuğun işlevselliğini bozan belirtiler göz ardı edilmemelidir.
Ailelerin sık yaptığı hata, çocuğu ancak tablo çok ağırlaştığında uzmana götürmektir. Oysa erken dönemde alınan destek, sorunun kökünü anlamayı kolaylaştırır. Bu yüzden “acaba erken mi?” düşüncesinden çok, “çocuğum zorlanıyor mu?” sorusu merkeze alınmalıdır. Pek çok anne baba için çocuk psikoloğa ne zaman götürülmeli sorusunun yanıtı, tam da belirtilerin günlük yaşamı etkilemeye başladığı andır.
Yaş Dönemlerine Göre Dikkat Edilmesi Gereken İşaretler
Her yaş grubunun duygusal ifadesi farklıdır. Okul öncesi dönemde görülen bir belirtiyle ergenlik öncesi dönemde görülen belirti aynı anlamı taşımayabilir. Bu nedenle çocuğun yaşına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Okul Öncesi Dönemde
Bu yaşlarda çocuklar sözcüklerden çok davranışlarla konuşur. Yoğun ağlama krizleri, ayrılma güçlüğü, anne-babaya yapışma, aşırı korkular, uyku düzeninde bozulma, oyunlarda sürekli saldırgan temalar görülmesi dikkat çekebilir. Tuvalet alışkanlığı kazanılmışken gerileme yaşanması da önemli bir işarettir.
Bu dönemde çocuk, yaşadığı bir sarsıntıyı oyun sırasında tekrar tekrar canlandırabilir. Örneğin korktuğu bir olayı oyuncaklarla sürekli oynuyorsa, bu iç dünyasında çözülemeyen bir yük olduğuna işaret edebilir.
İlkokul Döneminde
İlkokul çağı, akademik beklentilerin arttığı bir dönemdir. Kaygı, dikkat dağınıklığı, özgüven düşüklüğü ya da arkadaş ilişkilerindeki sorunlar daha görünür hale gelir. Okula gitmek istememe, öğretmenden yoğun şikâyet gelmesi, sınıfta konuşmama, sık ağlama, ders sırasında kopma, kurallara aşırı tepki verme gibi durumlar profesyonel değerlendirme gerektirebilir.
Bu yaş grubunda çocuk bazen “başaramam”, “kimse beni sevmiyor”, “ben kötü biriyim” gibi cümleler kurabilir. Bu söylemler sıradan bir moral bozukluğu gibi görülmemelidir. Devam eden olumsuz benlik algısı, duygusal desteğe ihtiyaç olduğunu gösterebilir.
Ergenlik Öncesi Dönemde
Bu dönemde arkadaş ilişkileri büyük önem taşır. Dışlanma, zorbalık, ders baskısı, beden algısı sorunları çocuk üzerinde yıpratıcı etki bırakabilir. Odaya kapanma, aileyle iletişimi kesme, aşırı sinirlilik, kendini geri çekme, yoğun ağlama nöbetleri, öfke patlamaları, okuldan uzaklaşma gibi belirtiler dikkat ister.
Çocuğun yaşadığı güçlük bir travma sonrası başlamışsa daha hassas olunmalıdır. Yakın kaybı, kaza, afet, şiddete tanıklık, aile içi çatışma, boşanma gibi olaylardan sonra davranış değişikliği sürüyorsa profesyonel destek geciktirilmemelidir.
Aileler çoğu zaman “Biraz daha bekleyelim” diyerek süreci uzatır. Oysa uzman görüşü almak, her durumda terapiye başlamak anlamına gelmez. Bazen tek bir değerlendirme görüşmesi bile aileye yol gösterir, yaklaşımını düzeltir, çocuğun ihtiyacını netleştirir. Bu nedenle çocuk psikoloğa ne zaman götürülmeli sorusuna verilecek en sağlıklı yanıt şudur: Belirtiler sıklaşıyorsa, aile içi düzen bozuluyorsa, okul etkileniyorsa, çocuk mutsuz görünüyorsa zaman kaybetmeden destek alınmalıdır.
Çocukların ruhsal sıkıntıları çoğu zaman görünmez izlerle ilerler. Erken fark edilen işaretler, çocuğun gelişimini korur, aile ilişkilerini rahatlatır, okul uyumunu güçlendirir. Bu nedenle suskunluk, öfke, korku, uyku bozukluğu, içe kapanma ya da ani davranış değişimleri “geçer” diye ötelenmemelidir. Duygusal sorunlar büyümeden atılan adım, çocuğun geleceğine verilen en güçlü desteklerden biridir.

Bir cevap yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.